Begüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Begüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2013 Perşembe

Televizyonun Etkileri

Başlığa bakarak televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsedeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Televizyonun Begüm'e etkisini gösteren iki anımızı anlatacağım. 










25 Mart'ta Begüm'ün doğum gününü kutladık. Aile arasında küçük bir kutlama. Ablaları Begüm'e doğum günü hediyesi olarak kelebek kanatları almışlar. Begüm kanatları görünce önce heyecanlandı, hemen taktırdı kanatları. Ama sonra yüzü düştü. Hayal kırıklığı eşliğinde ağzından şu cümle döküldü: 
 










                                                       'Ama bu uçmuyooo!'


Kuzucum Tinkerbell'in veya Keloğlan'daki perilerin etkisinde kalmış sanırım. O kanatları takınca uçacağını düşünüyormuş :)

İşte bu da hayalkırıklığının resmidir.

Bir de Laura'nın Yıldızı etkisi var. Ona da Ankara'da hayvanat bahçesine gittiğimizde şahit olduk. Hayvanat bahçesindeki hayvanlardan bahsederken, Begüm 'Ben fil görcem. Fil beni hortumuyla tutup, bööyle havaya kaldırcak.' dedi. Hatta bunu defalarca söyledi. Biz de fellik fellik fil aradık. Sonra görevliye sorduk ve acı gerçeği öğrendik: Fil yokmuş! 
Begüm ortalığı yıkar dedik ama dikkatini dağıtmayı başardık, ağzını devamlı açıp kapatan devekuşu sayesinde. Onu görünce Begüm kollarını kanat gibi açarak ve ağzını gördüğümüz devekuşu gibi açıp kapatarak devekuşu taklidi yapmaya başladı. Hatta bu taklidi baya uzun süre devam ettirdi. Biz de bir başka 'Begüm Hayalkırıklığı' yaşamaktan kurtulduk. :)



28 Mart 2013 Perşembe

Yeniden

Uzun zaman sonra Begüm'le aktivite yapabilmek büyük mutluluk.





26 Mart 2013 Salı

3+1=4

Son ve başlangıç...

Çarşamba gecesi saat 2:00 da 3840 gr ağırlığında, 50 cm uzunluğunda Tuna bebeğimize kavuştuk. 2 saatle koç burcu olmayı başaran Tuna kuşumuz mutlu etti bizi. :)

Ablası büyük bir sevinçle karşıladı kendisini. Kardeşini görünce, kardeşinin kendisine getirdiği hediyeyi bile bıraktı. 'Bunu sen tut, eve gidince açcam ben onu.' diyerek bana emanet etti. Bol bol kucağına almak istedi. İlk günlerin şokundan sonra, yeni yeni alışmaya başladı, normale döndü davranışları. Normale döndü derken kastettiğim Tuna'yı devamlı kucağına alma isteği geçti. Bu sefer de kıskançlıklar başladı. Büyük boyutta değil neyseki -şimdilik- , idare edebiliyoruz.

Tuna da bütün gün uyuyor. Uyumayan Begüm'den sonra garip geldi. Uykusunu güzel uyuyan çocuk güzel bir şeymiş. Umarım böyle devam eder.










Hastanede Begüm sürekli bu pozisyondaydı. Beşiğin yanında, eli Tuna'nın yanağında. :) 'Özlem suna bak. Çok tatlı. Yanakları tatlı tatlı' demeyi de ihmal etmedi. :)














Bu da evdeki ilk pozları. Evde de 'Kardeşimi kucağıma alcam.'cümlesi ağzından düşmedi.

18 Mart 2013 Pazartesi

Begüm'ün Sayıları



Bu sayıları uzun zaman önce yapmıştım. Baya uzun zaman önce de koridorumuza asmıştım. Amaç tabi ki Begüm'e sayıları öğretmek.


Sayıları kendim hazırladım. İnternetten aldığım çıktıları mukavva üzerine veya keçe üzerine yerleştirerek kestim. Sonra mukavvaları yünle, tülle, kumaşla, arkası yapışkanlı kağıtlarla kapladım. Duvara da Uhu Patafix'le yapıştırdım.









Begüm'ün çok hoşuna gitti tabi. Gelip gidip saymaya çalıştı.





 Aramızda şöyle diyaloglar geçti:
  Begüm: Sıfıy, üç, dööt, beş,...
  Anne: Hayır annecim. Sıfır, bir, iki
  Begüm: hayıyy, sen bilmiyosun,  gitt!! Sıfıy, üç, dööt, beş,..

Aynı diyalog başkalarıyla arasında geçti tabi ki. İnatçı kızım benim.




Sayılar artık ilgisini çekmiyor. Düzgün bir şekilde de sayabiliyor. Patafix de etkisini kaybettiğinden sanırım sayılar yere düşüp duruyordu. Ben de kaldırdım. Duvara yeni bir şeyler ayarlamak lazım sanırım.

5 Şubat 2013 Salı

Kule

Begüm'le plastik renkli bardaklardan kule yaptık. İlk gün pek ilgi göstermedi bir Begüm klasiği olarak. İkinci gün hala ortalıkta olan bardaklarla peş peşe kuleler yaptık. Bazıları yaparken yıkıldı, yeniden yaptık.







Bu aktivite benim orjinal fikrim değil. Kaynak : Pinterest




30 Ocak 2013 Çarşamba

Montessori Materyalleri

Yazın bir heves montessori materyallerinden bazılarını almıştım Begüm'e. Begüm pek hevesli davranmamıştı ben de kaldırmıştım. Bugün 'Ne yapsak?' diye düşünürken aklıma geldi. Materyalleri amacından biraz farklı kullandık biz. 
Başta sadece kahverengi basamakları kullandık. U şeklinde bir yol yaptım ve Begüm'den basamakların üzerinde yürümesini istedim. Seve seve kabul etti. Birkaç tur yürüdü. O da benden talep etti aynı leyi tabi ki, ben de yürüdüm. Sonra devreye pembe kuleyi de soktuk. Hem sağ, hem sol ayakla basabileceği bir yol yaptım bu sefer. Biraz da onun üzerinden gittik geldik sırayla. Sonra Begüm kendisi takıldı biraz. Kule yptı, tren yaptı, ortalığa karman çorman savurdu falan. 

Bu söylediklerimden sadece bir tanesinin fotoğrafı var. Çünkü makineyi görünce Begüm'ün dikkati makineye kayıyor. Bugünkü denememde de aynı şey oldu. Ben de çektiğim bir iki fotoğrafla kaldım.

15 Aralık 2012 Cumartesi

Begüm Yapımı Çam Ağacı

Şu resimde gördüğünüz şey, Begüm Hanım'ın elinden çıkan bir çam ağacı. Aslında yapmaya başlamadan önce aklımda oluşan görüntü bu değildi ama Begüm böyle yapmayı uygun gördü.
Çook zaman önce kırtasiyeden aldığım sıkıştırılmış sünger kıvamında, arkası yapışkanlı, renkli, A4 kağıt boyutunda materyaller aldım. İsmini bilmediğim için anlatması biraz garip oldu. El işi kağıdının sıkıştırılmış sünger kıvamında olanı. El işi kağıdı gibi ince değil ve arkası yapışkanlı. koruyucu kağıdını çıkartınca istediğiniz yere yapıştırabiliyosunuz. (Neyse çok takıldım buna.) İşte bunların yeşilini aldım, makası aldım, bitmiş kağıt havlu rulosunu aldım. Begüm'ü de çağırdım 'Gel seninle çam ağacı yapalım.' diye.
Önce ağacın kahverengi kısmını ypğıştırdım ruloya. Sonra yeşil üçgenler kestim kestim, Begüm'den yapıştırmasını istedim. Biraz yapıştırdı, Sonra renk değiştirdi. Hangi rengi isterse ondan üçgenler kestim. O yapıştırdı. Sonra bazılarını çıkardı.
Yatmadan önce yaptığımız bir aktivite olduğu için sanırım, yatarken yanına aldı. Arada 'Ağaçç, napıyosuuun?' diye hal hatır sordu. :) (Aynı şeyleri ponpondan yaptığımız civcivlere de yapmıştı. Önce rafa, yan yana dizmişti. Sonra da aklına geldikçe gidip hal hatır sormuştu civcivlere.)
Begüm yapımı çam ağacımızın son yeri de, ertesi gün kurduğumuz (ama süsleyemediğimiz) çam ağacımızın tepesi oldu.

21 Ekim 2012 Pazar

Son Durum

Begüm bugünlerde 'olamaz' a  takmış durumda. Sanırım ilk kullandığı gün geçtiğimiz perşembeydi. Kahvaltı yapıyorduk. Çatalını batırmaya çalıştığı zeytin tabaktan zıplayıp yere düşünce kullandı ilk 'Oyamaaz!' ını. Sonra da sık sık kullanmaya başladı. Çok tatlı oluyor. Bir şey düşüyor, 'Oyamaaz!' Üzerine bir şeyler dökülüyor ,'Oyamaaz!'Oyuncağı bozuluyor, 'Oyamaaz!'  Nereden duydu, nereden öğrendi bilmiyorum. Ama o tepkisi çok hoşuma gidiyor.

Bir de dumur anlarımız var. Çok sık oluyor aslında ama aklımda tutamıyorum hepsini. En fazla yer eden ise şu:
Markete gittik, alacaklarımızı aldık.Ttuzak şeklinde kasanın yanında duran topitopları farketti Begüm. 'Şeker alcam.' dedi. 'Hayır' dedim. Bir yandan da aldıklarımı kasaya bırakıyorum. Begüm'ü beklemedim, aldıklarımı poşete doldurmaya başladım. Arkamdan bir kız geldi kasaya, arkasında da Begüm 'Şeker alcam.' diye bekliyor. Ben de 'Aldıklarımızı ödedik artık. Hadi gel. Parasını ödedik, bitti.' şeklinde başka para çıkarmayacağımı, şekerden vazgeçmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyorum kendi çapımda. Baktım olmadı, başka şekilde yaklaşayım dedim. 'Alacaksın ama paran var mı?' dedim. Paran olmadığı için alamzsın demeye getirecektim ki 'Param var!' dedi. Cebinden çıkardı 1tlyi, kasiyere verdi, parasının üzerini aldı ve yanıma geldi. Ben de dumur şeklinde kalakaldım.

Bugün skype'tan anneanne ve teyzesiyle konuştu Begüm uzun aradan sonra. Genelde telefondan konuşurlardı. Begüm de 'Nabiyoon? hadi öptün görüşürüz şeklinde.' kısa kesip bana verirdi telefonu. Karşısında görünce özlediğini fark etti herhalde. Hadi sen de gel.'diyorlar.'Tamam, bir saat sonra gelicem, mübübüse binip gelicem.' diyor. Sonra da bana dönüp ısrarcı bir şekilde 'Hadi Eskişehir'e gidelim. Mübübüse binip gidelim.' diyor, bir yandan da çekiştiriyor. Bir eksiklik hissedip dedesini sordu sonra: 'Dedem nerdee?' Sonra monitörden anneannesiyle teyzesini öptü. Onlar da öpsün diye monitöre yanağını yapıştırdı. Bir ara da monitörün arkasına baktı durup durup, monitörün arkasında ekranda gördüklerinin devamını aradı sanırım. :)

2 Ağustos 2012 Perşembe

Bugünlerde....

Bir ayı tamamlamadan yeni post yayınlayım bari internete erişebildiğim nadir anlardan birinde.
Aslında yazacaklar birikti. Birikti derken hepsi aklımda birikti. Fotoğrafları telefonumda birikti. Fotoğraflar olmasa unutup gideceğim zaten. Çok uzatmadan, arayı da çoook açmadan yazayım.
Bu aralar günlerimiz suyla





Boyalarla haşır-neşir vaziyette geçiyor.







Dün akşam ilk defa Begüm ben olmadan arkadaşlarıyla takıldı. Ben olmadan derken, küçüklü büyüklü bir çocuk grubuna katıldı ve sokakta koşturdular. Sonra benim de bulunduğum eve geldiler. Ben balkonda, Begüm arkadaşlarıyla içeride oynamaya başladılar. Yani yakınındaydım ama aynı ortamda değildik. Begüm bu ilk deneyimi arada dışarı çıkıp, 'Öjjem(Özlem), gell! ' diyerek ya da arada yanıma gelip, beni kontrol edip yine arkadaşlarının yanına dönerek geçirdi. Bence ikimiz için de güzel bir deneyim oldu. :)

8 Temmuz 2012 Pazar

Gururla Sunuyorum :)

Vee sonunda yaptım. İlk 'Sensory tub' ımı hazırladım.


İçindekiler:
 Sahilden getirdiğimiz kum
 Plastik dekoratif mavi taşlar
 Plastik Karpuz
 Oyuncak gemi
 Balıklar
 Tırmık- Elek (küreğimiz kayboldu çünkü)
Sahilden Begüm'le topladığımız deniz kabukları






Begüm'le birlikte hazırladık duyusal havuzumuzu. Hoşuna gitti. Önce yaptığımız şekilde oynadı biraz, Sonra içine su doldurup gemiyi yüzdürdü. Suyu yere dökerek de sonlandırdı oyununu. :)



26 Haziran 2012 Salı

Pişmanım

Dün Begüm balkondaki lavaboda suyla oynuyordu. Önce ellerini sabunladı, köpük yaptı. Sonra yakınındaki plastik şişeye su doldurdu, biraz da onunla oynadı. Sonra şişeye suyu doldurdu ve yere döktü suyu. Ortalığı temizlemeye çalışan ben de bunu görünce sinirleniverdim ve sesimi yükseltmek suretiyle kızdım. Aramızdaki diyalog şöyleydi :
- Begümm!! Naaptın!! Neden döktün suyu??
- Dökmedim. Yıkadım yıkadım.

Bu cevap karşısında biraz dumur oldum, pişmanlık duydum. Henüz bizim gibi durumu kurtarmak için ufak yalanlar söyleyebilecek yaşta değil ve içinden geçeni, gerçeği söylüyor. Sanırım sert tepkiler vermeden önce onu anlamaya çalışmalıyım.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Değiştirdik...

Güne hızlı başladık bugün. Benim ve Begüm'ün uykusuz gecesinin etkisi var mı bilemiyorum. Dün öğle uykusunu geç uyuyan ve gece uykusuna da 1:00'de yatan Begüm sayesinde ben de 1:30'da yattım. 3 saat sonra da uyandım -ki hiç adetim değildir.- Uyku tutmadı. İki saat sonra uyuyabildim sanıyorum. Ama yarım saat sonra da Begüm uyandı. Neyse ki gezinicem diye diretmedi. 'Süt ısıt.' dedi ve bizimle yatmak istedi. O uykusuz halimle canıma minnet. 'Sen yeter ki uyu.' dedim ve aldım babişle aramıza. Neyse uyandık. Babişe kaç zamandır Begüm'ün odasını düzenlemek istediğimi söylüyordum. Sabah konuşmamızda da tekrar ettim. Yarım saat sonra, daha biz kahvaltının k'sını hazırlayamadan geldi eve ve 'Puff!' Işık hızıyla Begümün odası değişti. Büyüyen karyolasının alt kısmını çıkardık. Beşik kısmını odada bıraktık. Böylece hem çok sevdiğim ve bir yerlere göndermek istemediğim koltuğum kalmış oldu, hem de Begüm'ün yataktan düşme tehlikesine karşı ek korkuluk ayarlamamız gerekmedi. Beşiğin korkuluğunu en alt seviyeye getiriyorum Begüm de rahatça yatağa girip çıkabiliyor.
Oturma odasındaki masasını ve oyuncaklarının büyük kısmını da odasına taşıdım. Dağıtınca odasını dağıtmış olacak. Ben şimdilik öyle umuyorum yani. :)
Begüm odasının yeni halini çok sevdi. Yatağı ayarladığımızda içinden çıkmadı zaten. Oturma odasında bıraktığım oyuncaklardan bazılarını da odasına taşıdı. O da kendi çapında odasını ayarladı yani. :)
Bu kadar yazıya fotoğraf beklerdim ben olsam, siz de bekliyorsunuz belki ama henüz tam yerleşmediğinden oda -çok dağınık yani- rezil haliyle yayınlamak istemiyorum. Onun yerine Begüm'ün kendi elleriyle döküp, kendi elleriyle temizlediği mutfağımızın fotolarını ekleyeceğim.
Buyurun, 'Öncesi-Sonrası' :
  Önce oyuncak süpürge ve küreğiyle temizlemeye kalktı. Baktı süpürgeyle baş edilecek gibi değil, kendime sakladığım elektrik süpürgesini aldı elimden. Sonuç, benim de ufak yardımlarımla, tatmin edici. Ev işlerini Begüm'e mi bıraksam acaba?? :)

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Emzirmeyi Nasıl Bıraktık?

Ben bu blog işini iyice boşladım sanıyorum. Aslında hep aklımda, devamlı 'Bunu da yazayım, şunu da yazayım.' diyorum ama elim bir türlü klavyeye gitmiyor. Sabah sabah inanılmaz bir baş ağrısı eşliğinde bu satırları yazmama ise sadece 'Ters adamım işte!' diyebiliyorum.
Yazamadığım için aklımda olan 'Emzirmeyi nasıl bıraktık?' konusunu işlemek istiyorum bugün, çünkü içime dert oldu. :)
Emzirmeyi bırakmak için 2 yaşına şartlanmıştım ben. Planım da kabataslak aklımdaydı.' Doğum gününe annemler gelecek ya, onlarla birlikte oyalamak kolay olur.' Öyle de oldu gerçekten. Begüm'ün doğum gününden bir hafta sonra Afyon'a termal tesislere gittik. Kaldığımız ev villa şeklindeydi, kocaman bahçesi vardı, park yakındı, etrafta bol miktarda kedi vardı. Begüm'ün ilgisini dağıtmak kolay oldu. Zaten o da hazırmış sanırım, gündüzleri pek 'memmiş' talebi olmadı.
Öyle birden kesmek, memeye birşeyler sürmek gibi bir tutum izlemek istemiyordum. Ama gördüğüm ve okuduklarım arasında sık tercih edilen bir yöntemdi. Google Amcaya sordum ben de. :) Yavaş yavaş bıraktırmanın hem anne, hem çocuk için daha iyi olacağını okudum. Önce gündüzleri kestim. Etrafta oyanayacağım diye aklına bile gelmedi çoğu zaman. Ama uyutmak sorun oldu, çünkü emerek uyuyordu. Bazen arabasında gezdirerek, bazen biberona süt koyup yanına yatarak uyuttuk. Kesin kurallarım yoktu, Sadece gece emsin gibi.
Bir haftanın sonlarına doğru gündüz iki defa emdiyse gece uyurken vermedim. Öyle uyutmaya çalıştım. Gerekirse biberonla süt verdim. 9-10 gün sonra tamamen kestim memeyi. Uyutmak ciddi anlamda sorun oldu. Uyumadı saatlerce. Gecenin bir yarısı annemle babamın bebek arabasıyla gezdirdiği oldu. Bağırış çığırış zamanlarımız oldu. Ama sonunda uyudu :)
Emzirmeyi tamamen kestiğimde doğal olarak göğsüm şişti. İlk gün iyiydi ama ikinci gün ağrısından duramadım. Ben de sağdım ve biberona koyup Begüm'e verdim. Tadı memmişi çağrıştırdı sanırım ama yine de çok tepki vermedi. Bir-iki memmi dedi sonra bıraktı. Sağdıktan sonraki ikinci ya da üçüncü gün yine doldu göğüslerim ama ilki kadar ağrı verici değildi. Gündüz sağmaya fırsat da bulamadım. Sonra da yavaş yavaş geçti ağrısı zaten.  Şimdi eskiye döndüm. Göğüslerim küçüldü, hamilelikten itibaren azalan kıllarım ve sivilcelerim normale döndü. Arada aklıma geliyor emzirme zamanları, sanki çoook uzak zamanlarmış gibi. Halbuki epi-topu bir ay oldu şunun şurasında. Ama yeni yaşantımıza ikimiz de alıştık :)

28 Nisan 2012 Cumartesi

Özledim...

Bugünü Begüm'den ayrı geçirdim. Çok alışılmadık bir durum değil aslında. Yavaştan işe başladığımdan haftada iki gün bırakıyorum, artı kişisel işlerim olduğunda bırakıyorum, artı kısıtlı görüşmemize rağmen beni çileden çıkardığında yine bırakıyorum. ikimiz için de alışılagelmiş bir durum aslında. Ama bugün farklı oldu. Begüm'ü özledim, hem de çok özledim. Bunda yarın da görüşemeyecek olmamızın, hatta ben evden erken çıkacağım için gece de orada kalacak olmasının da etkisi büyük sanıyorum.
Aslında düşününce benim için iyi bir gün oldu. Hiç evden çıkmadım. Sabah biraz facebook'ta takıldım. Sonra yarın için hazırlıklara başladım. Radyoyu açtım. Bir yandan pasta yaptım, bir yandan müzik dinledim, arada eşlik ettim. Rahat rahat cnbc-e'de dizi izledim. Begüm öncesi günlerden birini yaşadım. Ama aklımın bir köşesinde hep Begüm vardı. Anne olmak böyle bir şey demek ki.

22 Mart 2012 Perşembe

Güne Böyle Başladık

Bu sabah annesinin bir kac dakikalık boşluğunu değerlendiren Begüm Hanim...

Kızım rimek sürmek istemiş. Ama bu isler biraz el alışkanlığı istediğinden eline yüzüne bulaştırmış. :)

10 Mart 2012 Cumartesi

Begüm'e Mektup

Sevgili Begüm,
O şarkı 'Erken yatarım, erken kalkarım' diye başlıyor. Yani doğru orantılı olarak geç yatınca da geç kalkman gerekiyor. Gece bütün uğraşlarıma rağmen geç yatıp, sabah da erkenden kalkarak ters orantıyı devreye sokmanın alemi yok şu cumartesi günü. 'O kadarcık uyku bana yetmezken sana nasıl yetiyor?' sorusunun cevabını bir ara bekliyorum senden. Bu aranın da mümkün mertebe çabuk gelmesini diliyorum çünkü çok fazla dayanamayacağım bu uykusuz hallere.
Bütün uykusuzluğuna rağmen bugün gösterdiğin performanstan dolayı da seni tebrik etmek istiyorum. Bunda açık alanda olmamızın etkisi büyük biliyorum.
Yazacak başka şey bulamıyorum. Seni çok seviyorum ve kocaman kocaman öpüyorum.
Sevgiler..
     Annen

4 Mart 2012 Pazar

Bronşiolit..

Begüm hasta. Yeni yeni düzeliyor diyebilirim, hatta öyle derken bile şüpheyle diyorum. Grip olarak başlayan hastalığı bronşiolit olarak devam etti. İlk antibiyotiğimizi de aldık böylece. Tam tarih gerekirse 25.02.2012 cumartesi, saat 22:30...
Bronşiolit genellikle 2 yaş altı çocuklarda görülüyormuş. Akciğerlerdeki bronşiolleri tutuyormuş en fazla. Viral bir enfeksiyonmuş.
'Genellikle ateş ve burun tıkanıklığının eşlik ettiği soğuk algınlığı şeklinde başlar. 2–4 gün içinde bronşiollere inerek tahriş ve küçük hava yollarında daralmaya neden olur. Bu da çocukta öksürüğe ve nefes verme sırasında duyulan ıslık gibi (vızıltı) yapar. Bazı çocuklarda solunum hızı ve eforu artıp öksürük boğuklaşarak astım gibi tıkanmaya ortaya çıkabilir. Bu dönemde genellikle ateş düşer, çoğu çocuk iştahsızlaşır, süt çocuklarında emme güçlüğü ortaya çıkar. Uykuda huzursuzluğa. sık rastlanır.' (Emme güçlüğü dışında bizimki de aynen böyle oldu.)
Doktorumuz antibiyotik dışında ventolin verdi. Günde birkaç kez buhar şeklinde uyguladık. Ayrıca sık sık burun damlası damlatmamızı söyledi. söylediklerini uyguladık. Şimdi daha iyi. Ama kontrole gideceğiz tabi. Hal ve tavırlarına bakılırsa düzeldi. Çünkü yaklaşık iki haftadır yapışık ikiz gibi dolaşıyoruz. bu aralar ayrılmaya başladık. Hatta bugün ilk defa ben başında olmadan oyun oynadı. Eski günlere döndük şükür. :))

22 Şubat 2012 Çarşamba

Mi-mi

Bu aralar Begüm'ün en sevdiği. Bilgisayarın başına geçip 'Anne bana mi-mi aç' cümlesini çok sık kullanıyor bugünlerde.




21 Şubat 2012 Salı

'Buğda ne vağ?'

Begüm'le aramızda dün gece geçen muhabbet:
Uyutma çabalarım boşa çıktığı için biraz gerginim. Begüm'ün talepleri var: çorba, süt... Çorba ısıttım, içmedi. Süte geçtik. Biberona doldurdum. Biberonun üzerindeki yazıyı göstererek:


- Bu ne? Buğda ne vağ?
- Yazı var annecim.
- Buğda gağe var. (burda kare var.) Bu gağe. Bu ucgen. Bu ucgen.


Bir de geçenlerde yaşadık benzer bir muhabbeti. Restorandayız. Masada meyve var. Ayva verdim önce.Bir- iki yedi bıraktı. Sonra armut verdim. Yedi, tekrar istedi. Uzattım. Aramızda geçen konuşma :

-Bu ne?
-Ayva annecim. (hani kırmızı demeyi düşünürsün de ağzından mavi çıkar ya öyle birşey oldu.)
- Hayır, bu armut!
- !!!! Evet annecim o armut.

Kızım büyümüş de beni düzeltiyor artık. :)

20 Aralık 2011 Salı

Begüm'den...

Bu aralar evde komik diyaloglar oluyor. Tabi ki ana kahramanımız Begüm!

Sabah. Babası işe gidecek, Begüm de arkasında dolanıyor. 'Popo, kah-kah! ' diye de sesi geliyor. Aslında 'Popomu kaşı' demek istiyor. Baba: 'Kakan mı geldi kızım. Tamam, gel.'diyerek Begüm' banyoya getiriyor.(Lazımlığı orada çünkü.) Banyoda oyalanan ben de kızı soyup soğana çevirmesin diye olaya müdahale ediyorum, Begüm'ün tercümanlığını yapıyorum. Babadan gelen cevap: 'Haa, öyle mi!! Ben de çocuk kendi kendine tuvaletini söylemeyi öğrendi diye sevinmiştim.'
-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Arabadayız. Begüm'ün yanında eşimin kuzeni var. Begüm bir şeyler istiyor. Vermemesi gereken bir şey olduğu için ablası vermiyor. Begüm baya bir ısrardan sonra alamayacağını anlıyor ve: 'Aman yaaa!!'' Biz: '!!???'

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir mağazadayız. Ben birşeyler bakıyorum, Begüm'e de ablası eşlik ediyor. Begüm benim peşimde dolanmaya çalışıyor. Ben yan tarafa geçmek için insanlardan izin istedim.Yan tarafa geçtim, oradakilere bakıyorum. Yandan bir ses 'Paydon, paydon.' ve Begüm yanımda.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Misafirlikteyiz. Begüm sehpanın üzerindeki ahizeli telefonla oynamaya çalışıyor.
Ben: 'Hayır annecim, Oynama onunla.'
Begüm: 'Nedeen?'
Ben: ??!!!! (Neden kelimesini çok mu kullanıyorum acaba diye düşünmeye başladım.)